Zulümler sığmazken bile sözlere yaşlar akıyordu masum yüzlere Ümitler bitince hemen bizlere Âmine Hatun’dan gelişin var ya Babanı görmedin bir gün başında ne sırlar gizliydi kalem kaşında Annen de göçünce altı yaşında sokakta boynunu büküşün var ya
Babalar kızına zulüm yaparken üzerine kum dağları kaparken Mekke’li müşrikler puta taparken Allah birdir deyip gelişin var ya Gönül umman oldu söyle anama ben sana diyemem gönül kanama Sevgili evladın Fatıma anama tebessümle dönüp gülüşün var ya
Bulut gölge yapar nurlu yüzüne kumda görünmeyen ayak izine Hasan’la Hüseyin’i alıp dizine kuzularım diye öpüşün var ya Kimseye vurmazdın sille tekmeyi meslek edinmiştin yokluk çekmeyi Hele yetimlerle azıcık ekmeği mübarek elinle bölüşün var ya
Çöllerden Taif’e yürüdün yaya müşriklerin kalbi kararmış kaya Parmağı kaldırıp gökteki aya ortadan ikiye bölüşün var ya Yetişemedik senin biz bu anına hayranım sultanım şeref şanına Cibril-i Emin’le Hak divanına yedi kat göklere çıkışın var ya
Ayırdılar seni Mekke yurdundan
Allah emin kıldı çölün kurdundan
Ebubekir ile dağlar ardından nurlu Medine’ye girişin var ya Kurbanım diline seni övenin bize gel dediler bütün sevenin Hane-i Eyyub’ta çöken devenin asayla üstünden inişin var ya
Uhud meydanında komut verilmiş kılıçlar
çekilip yaylar gerilmiş Pehlivanın biri şehit verilmiş Hamza’nın başına gelişin var ya Ne çetin olmuştu Hendek savaşı karnına bağladın üç tane taşı Günlerce yemeyip ekmeği aşı hisseni ashaba verişin var ya
Kuru ekmek oldu ömrünce aşın öylece tükendi altmış üç yaşın Ayşe’nin bağrına yaslayıp başın ümmetim diyerek gidişin var ya
Bu eser Varya ismiyle
İlahi kategorisine eklenmiştir.