Bir zamanlar biz de millet,
hem nasıl milletmişiz Gelmişiz,
dünyaya milliyet nedir öğretmişiz! Kapkaranlıkken bütün afakı insaniyyetin,
Nur olup fışkırmışız tâ sinesinden zulmetin,
Yarmışız edvâr-ı fetretten kalan yeldaları; Fikr-i ferda doğmadan yağdırmışız ferdaları! Öyle ferdalar ki Kaldırmış serapa âlemi; Dideler bir cavidani fecrin olmuş mahremi.
Yirmi beş yıl,
yirmi beş bin yıl kadar feyyaz imiş! Bak ne ani bir tekâmül! Bak ki Hala mündehiş Yâd-ı fevka’l-ı i’tiyadından onun tarihler; Görmemiş benzer o müdhiş seyre,
hem görmez beşer,
Bir taraftan dinimiz,
ahlakımız,
irfanımız; Bir taraftan seyfe makrun adlimiz,
ihsanımız; Yükselip akvamı almış fevc fevc ağuşuna; Hepsi dalmış vahdetin aheng-i cuşucuşuna,
Emr-i bil ma’ruf imiş ihvan-ı İslam’ın işi; Nehy edermiş,
bir fenalık görse,
kardeş kardeşi.
Kimse haksızlıktan etmezmiş tegafül ihtiyar; Ferde raci’ sadmeden efrad olurmuş lerzedar.
Biz,
neyiz? Seyreyle artık; bir de fikr et,
neymişiz? Din de kürkün aynı olmuş Ters çevirmiş giymişiz! Nehy-i ma’rûf emr-i münkerdir gezen meydanda bak! En metîn ahlâkımız,
yâhud,
görüp aldırmamak! Göster,
Allah’ım,
bu millet kurtulur,
tek mu’cize Bir “utanmak hissi” ver gâib hazînenden bize!
Bu eser Bir Zaman Hakkın Sesleri ismiyle
İlahi kategorisine eklenmiştir.