Mekke'nin Fethi

Eser Mekke'nin Fethi
Söyleyen Dursun Ali Erzincanlı
Kategori İlahi
İstatistik 3,819 Görüntülenme
Etiketler #Dursun Ali Erzincanlı#ilahi#Mekke'nin Fethi
Her şey bir şiirle başladı.
Peygamber huzurunda okunan bir şiirle… Kızgın kum fırtınalarından,
Âdem vadisinden kopup gelen bir şairle… Ardında kırk süvari,
Ve alev alev yanan gözlerinde ihanet haberleri.
Bu şair,
Huzaa kabilesinden Amr bin Salim’di.
En üst perdeden okudu şiirini,
Ve gözlerini kırpmadan dinledi Nebi; “Kureyşîler sana verdikleri sözde durmadılar,
Hudeybiye’de seninle yaptıkları misakı bozdular.
Bizi Vetir’de,
Kendi yurdumuzda gafil avladılar.
Benim kimseyi yardıma çağırmayacağımı,
Çağıramayacağımı sandılar.” Dedi ve durdu.
Şair ağlıyordu.
Peygambere çevrildi tüm gözler
Ve o an tutuldu nefesler.
Sahabenin başları yere değiyordu,
Çünkü mübarek alınlarındaki damar belli oluyor,
Peygamber celalleniyordu.
“Ey Nebi! Allah’ın kullarını yardıma çağır,
İçlerinde Allah’ın Rasulü de olsun Yapılan zulme,
öfkesinden renkten renge girsin
Ve büyük bir ordunun başına geçip,
Denizler gibi köpürerek akıp gelsin.” Şiir bitmişti,
Şair de bitmişti.
Gözler hâlâ peygamberdeydi,
Allahın Râsûlü,
ridasını toplayıp ayağa kalktı! Ve sahabe ayağa kalktı.
Şimdi konuşan peygamberdi; “Eğer kendime yardım ettiğim şeylerle Huzaalara yardım etmezsem,
Ben de yardım görmeyeyim.
Varlığım kudret elinde olan Allah’a andolsun ki,
Kendimi ve ev halkımı koruduğum gibi,
Bunları da koruyacağım.
Şimdi haber salın yeryüzüne! Allah’a ve Ahiret gününe iman edenler
Medine’de toplansın.” Medine dağlarında savaşın ritmi,
Sokaklarında peygamber sessizliği… Konuşmuyor Nebi Hane-i Saadet’te kılıçlar bileniyor Hane-i Saadet’te zırhlar temizleniyor Ve şehirlerin anası gülüyor.
Mekke-i Mükerreme uzaktan gülüyor.
Gül ey Mekke! Gün senin günündür Gün senin fetih günündür.
Gül ki,
bu dönüş sanadır.
Baksana,
Dün bağrından koparılan yiğitler dönüyor sana Erak topraklarını savuran rüzgâr dönüyor önce Ardından büyük bir birlik; Başlarında Halid bin Velid! Arkadan ey Mekke! Senin topraklarında yaşarken Rabbim Allah’tır dedi diye sövülen,
İşkence gören,
Her tarafı kıpkızıl kurban taşları gibi Kan içinde kalan muhacirler geliyor.
En önde Zübeyr bin Avvâm geliyor Hani sekiz yaşında müslüman olan Hani onbeş yaşında senden koparılan Amcası onu bir hasıra sarmıştı hani Ateş dumanına tutmuştu Küfre dönsün diye.
Ama o dönmedi küfre Ve peygamber yıldızlarından biri olarak En önde sana dönüyor ey Mekke! Sonra bir bölük halinde Beni gıfarlar geliyor! Bayrakları Ebu Zer Gıfari’nin elinde… Şu müslüman oluşunu Kâbede ilan edince Bayılana kadar dövülen Ebu Zer geliyor.
Eslemler geliyor bölük halinde Müzeyneler bin kişilik alayla geçerken çölden Tekbir sesleri geliyor göklerden Ey Mekke başka kimi bekliyorsun söyle! Hz.Hamza’yı mı? Musab bin Umeyr’i mi? Onlar,
Şehitler ordusuyla tebessüm ediyorlar sana Ve baksana Gözleri ışıl ışıl sana yaklaşan ve tozu dumana katan bir alayı seyrediyorlar
REKLAM
REKLAM ALANI

Kapkara bir taşlığı andıran bu alay da kim Bir hareketlilik semada… Bunlar ölüme susamış savaş erleri Ensâr! Ve en ortada simsiyah sarığıyla Yâr! O an Peygamberler ayakta,
Melekler ayakta Şehitler ayakta… Ey Mekke Kalkabilirsen sen de kalk Çünkü gönüllere safâ geliyor Hazret-i Muhammed Mustafa! Geliyor Sekiz yıl geçti aradan
Sensiz tam sekiz yıl geçti… Gittiğin gece Uzaktan dönüp Kâbe’ye bakınca; “Mekke!” demiştin,
“Sen benim için bütün dünyadan daha değerlisin ama senin insanların beni rahat bırakmıyor” deyip gitmiştin.
Yıldızlar da seninle birlikte gitmişti.
Kapkaranlık geceler kalmıştı ardında.
Mekke öksüz kalmıştı.
Ve Mekke çocukları… Çocuklar hep Sümeyye’nin toprağa düştüğü yerde oynadı,
Habbâb bin Eret’in ateşe atıldığı yerde oynadı Hane-i Saadetin üzerinde Sevr mağarasından kalma güvercinler bekledi seni.
Kâbe-i Muazzama’da namaz kılışını özleyen Hârem,
Hatice’t-ül Kübrâ’nın hatıraları,
O gül kokuna hasret kalan sokaklar bekledi seni.
Şimdi Kasva’dan inmez misin Ya Rasulallah! İnmez misin ki,
Ayaklarından
öpsün Mekke toprakları Ve kaldırmaz mısın başını ki Nur çehreni seyretsin
âlem İşte Rasulullah’ın nur yüzü göründü.
İşte Rasulullah bakıyor.
Başında Yemen işi simsiyah bir sarık.
O Alnındaki nura kurban olalım.
Rasulullah Kâbe’ye bakıyor.
Ve işaret ediyor Hz.
Bilâl’e… Bilâl,
Kâbe-i Muazzamâ’nın üzerinde… Şimdi Bilâl’i dinlesin yer ve gök.
Bu eser Mekke'nin Fethi ismiyle İlahi kategorisine eklenmiştir.
Yorum Yapın
Güvenlik: 15 nedir?

REKLAM

Alt Reklam Alanı (Esnek / AdSense)